[Hüseyin Demirtas] Okuma yazması olan herkesin bileceği
gibi, günümüz devletlerinin çoğunluğu Yasama (Meclis), Yürütme (Hükümet) ve
Yargı (Mahkemeler) kuvvetlerinin işbirliği içinde yönetilir. Bazıları bu üç
yönetme aygıtına Medya’yı da eklerler. Çünkü medya yazılı, görüntülü ve sesli
organlarıyla devleti yönetenleri bir nevi sürekli gözetim altında bulundurur.
Bu süreçte gördüğü eksiklikleri, kusurları ve yönetim hatalarını gündeme
taşıyarak adeta devleti yönetenleri sıkıştırır ve halk adına bir denetim görevi
ifa eder. Türkiye’de medyanın halk adına hareket edip etmediği tartışma götürür
ama yönetim ve halk üzerinde çok etkili olduğu, “dördüncü kuvvet” görevini yerine
getirdiğini hiç kimse inkâr edemez.
Ferhat
Tunç’un yargılanmasını kınıyoruz. Kendi gibi
düşünmeyen, kendi gibi inanmayan, kendi gibi konuşmayan ve kendi gibi hareket etmeyen her yaptırımı „bölücülük“ olarak gören ve algılayan
zihniyet yine horlamıştır. Sanatcının
görevi sadece sanatını icra etmek değildir. Sanatcı aynı zamanda çevreye,
doğaya ve insanlığa karşı sorumlu ve duyarlı olmak demektir.
Dünyanın bütün kaderi sermayeyi ve büyük şirketleri
elinde tutan, çok küçük bir mutlu azınlığın eline geçmiş durumda. Medya ve
teknik olanaklar onlara hizmet etmekte. Böylesi bir dünyada 1 Mayıs her
zamankinden daha fazla önem kazanmaktadır.